25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü
SEN DÖVDÜN YA BEN ÇOK ÇİRKİNLEŞTİM
‘Bence ülkemizde en çok satan kitabın adı olmalı idi bu başlık. Bu ülkenin bir gerçeğidir dayak, fiziksel şiddet hatta cinayet…..
Bir insan bir insanı dövdüğünde, bir insan bir insana vurduğunda, kırdığında, kıydığında, hırpaladığında kırılan ilk şey onun gururudur. Göze görülmez ama beden iyileşse de ruh iyileşmez. Dayaktan çirkinleşmiş o ruhları güzelleştirebilecek bir bakım var mıdır acaba? Dayaktan çirkinleşmiş bir ruh bıçak altına yatsa, estetik ameliyattan çıksa, ömür boyu diyet yapsa eskisi gibi güzelleşebilir mi? Çok zor….
Boşuna dememişler dış güzellik geçici önemli olan ruh güzelliği. Onun da ilk şartı şiddetsiz bir yaşam, fiziksel, ekonomik ve psikolojik şiddet olmayacak ki bir ülkede tek tek güzelleşecek o ruhlar.
(Hanife FİŞEK’in yazısından alıntıdır.)
Bugün 25 Kasım ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’. Her yıl bugün olduğu gibi kadına karşı şiddetle ilgili bir sürü etkinlikler organize edilecek, yazılar paylaşılacak, yürüyüşler düzenlenecek birçok meydanda kadın toplulukları şiddete karşı tepkisini ortaya dökecek. Her gün ve her 25 Kasımda yapıldı, yapılacak da bunlar. Peki sonuç?
SONUÇ : TÜRKİYEDE
2012 YILINDA 210
2013 YILINDA 234
2014 YILINDA 294
2015 YILINDA 303
2016 YILINDA 328
2017 YILINDA 389
2018 YILININ İLK ALTI AYINDA 206 KADIN CİNAYETE KURBAN GİTTİ.
Ne üzücüdür ki gördüğümüz gibi her yıl bir önceki yıla göre artan bir vahşet tablosu. Ne yazsak, ne yapsak önüne geçemediğimiz bir durum haline gelmiş, çok acı bir gerçeğimiz. Bunun yanında bu ülkede ve tüm dünyada her gün tabii ki sayısını bilmediğimiz kadar kadın ve çocuk cinsel taciz ve istismara uğramakta, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmaktadır. Bu şiddet eğilimlerinin önüne nasıl geçeceğiz, ne yapacağız kısmına gelmeden önce 25 Kasımın tarihçesine de kısaca bir değinmek isteriz.
1960 yılının 25 Kasım günü Dominik Cumhuriyetinin Salcedo’da ojo Agua adlı köyde diktatörlüğe karşı mücadele eden Patria. Minerva ve Maria MİRABEL adlı üç kız kardeş diktatörlüğün askerleri tarafından tecavüz edilerek sonrasında vahşi bir şekilde katledilmiştir. Ertesi sabah gazetelerde bu ölümlerin bir kaza sonucu meydana geldiği haberi çıkar. Daha sonra kız kardeşlerden birinin kod adının kelebek olmasından dolayı bu vahşet kelebekler adıyla efsaneleştirilir ve 1981 yılında Latin Amerika Kadın Kurultayı tarafından, 1999 yılında ise BM tarafından 25 Kasım ‘KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE VE ULUSLARARASI DAYANIŞMA GÜNÜ’ olarak kabul edilir.
Kadının şiddeti yoğun olarak yaşaması tüm toplumu derinden etkileyen ağır sonuçları da beraberinde getirmektedir. Şiddeti yaşayan kadınların çocukları da ya istismar edilmekte ya da o şiddeti yaşamaktadır. Yapılan araştırmalar bu çocukların % 85’nin şiddetin potansiyel uygulayıcıları yada kurbanları olarak yetiştiklerini ortaya çıkarmaktadır.
Peki şiddet nedir ve sadece fiziki olarak mı insanlar şiddete maruz kalır?
Şiddet, bireylerin ya da diğer tüm canlıların fiziksel, psikolojik, ekonomik, sosyal, cinsel yönlerden zarar görmesi ve/ veya acı çekmesiyle sonuçlanan ya da öngörülen sonucu bu olan, özgürlüklerin herhangi bir sebep olmaksızın isteğe bağlı sınırlandırılmasını içeren durumdur. Türleri ise FİZİKSEL, PSİKOLOJİK, EKONOMİK VE CİNSEL ŞİDDET olarak ayrılmaktadır. Yumruk, tokat, tekme, boğaz sıkma, saç çekme, bir nesne ile yaralama, yaşam şartlarını sağlamama ya da canlıyı sağlık hizmetlerinden alıkoyma, “öldürme” gibi tüm uygulamalar fiziksel şiddet, hakaret, küfür, bağırma, korkutma, sosyal çevresinden kopartma, sevdiği nesnelere zarar verme, şantaj, tehdit, mobbing gibi tüm eylemler psikolojik şiddet, bakım vermek zorunda olunan bireye yeterli ekonomik bakımı vermemek, haksız ve isteğe bağlı olarak kişinin mallarına el koymak kasıtlı zarar vermek, bireyin üretime katılmak istemesine rağmen engellenmesi, yasal olmayan işlerde ve yaşta zorla, sosyal güvencesi olmadan çalıştırılması gibi tüm uygulamalar ekonomik şiddet, istismar ve tecavüz, cinsel organları zedeleme ve saldırı, cinsel içerikli küfür ve hakaret etme, mektup, mesaj ya da metin okutmak, evlilik içi veya evlilik dışı tecavüz, cinsel içerikli video, görüntü izletmek gibi durumlar cinsel şiddet kapsamındadır.
Sonuç olarak çocuk ve kadına atılan tokat, edilen hakaret, yaşam başta olmak üzere kısıtlanan elinden alınan tüm haklar maalesef ki geleceğimize vurulan ağır bir darbedir. Şiddet eğilimi yüksek bir toplumda yetişen yeni nesiller de şiddet eğilimli olarak gelişmektedir. Bu yüzden kadına karşı şiddet eğiliminin önüne geçmek bir toplumun temeli olmalıdır. Kadına yönelik şiddete karşı ciddi ve kapsamlı eylem planları, kanun ve yaptırımlar arttırılarak hızlı bir şekilde hayata geçirilmek zorundadır. Toplumun hiçbir kesimi kadına şiddet olaylarına sessiz kalmamalıdır. Özelikle STK’lar, kadın kuruluş ve dernekleri bu konu ile ilgili seminer, toplantı ve eğitimlere destek vermeli halkın bilinçlendirilmesi için ortak hareket eylemleri düzenlemelidir.
Kadın bir toplumun temeli, bir neslin yetiştiricisi ve toplumun koruyucusudur. Ulu önderimiz ATATÜRK’ün bahsettiği gibi ‘FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR, İRFANI HÜR‘ nesiller istiyorsak o nesillerin mimarı Kadınlarımıza sahip çıkalım.
Arzu YILMAZOĞLU DOĞAN Rahime PEKGÜZEL
Kadınlar Komisyonu Başkanı Komisyon Bşk Yrd.