Kadın Komisyon Başkanımızdan açıklama
“BİZİM SOSYAL TOPLUMUMUZUN BAŞARISIZLIĞININ SEBEBİ, KADINLARIMIZA KARŞI GÖSTERDİĞİMİZ İLGİLSİZLİKTEN İLERİ GELMEKTEDİR. YAŞAMAK DEMEK FAALİYET DEMEKTİR. BUNDAN DOLAYI BİR SOSYAL TOPLUMUN BİR ORGANI FAALİYETTE BULUNURKEN DİĞER BİR ORGANI İŞLEMEZSE O SOSYAL TOPLUM FELÇLİDİR.”
M.KEMAL ATATÜRK
Tarih 5 Aralık 1934..
Başbakan İsmet İnönü ve 191 milletvekilinin sunduğu Anayasa ve Seçim Kanununda değişiklik yapılmasını öngören yasa önerisi mecliste görüşüldü ve oylamaya katılan 258 milletvekilinin tamamının oyuyla kabul edildi. Yasa önerisinin kabulüyle Anayasa’nın 10 ve 11.maddeleri değiştirilerek kadınlara 22 yaşında seçme, 30 yaşında seçilme hakkı verildi. Böylece Türkiye Fransa, İtalya, Romanya, Bulgaristan, Belçika, İsviçre gibi birçok ülkeden daha önce kadınlara seçme, seçilme hakkı tanıdı ve kadınların demokratik haklarına kavuşmasıyla Atatürk devrimlerinin en önemlilerinden biri daha gerçekleştirilmiş oldu. Türk kadınlarının seçme ve seçilme hakkını elde ettiği bugün tüm dünyada “Dünya Kadın Hakları Günü” olarak da kutlanmaktadır.
Kadın aile ve toplum arasında bir köprü görevini görür. Bir toplumun sosyal sisteminin işleyişi kadının toplumdaki yerine getirdiği görev ve sorumluluklar sayesinde olmaktadır. Gerek demokratik ve toplumsal değişimler ve gelişimler gerekse sanayileşmeye paralel ortaya çıkan çeşitli meslek kolları kadını ev hayatından iş hayatına çekmiştir. Kadının modern hayattaki yeri ve bulunduğu konum onu farklı sorunların içerisine de sokmuş, üzerindeki sorumlulukların artmasına sebep olmuştur. Yaptığı iş, aldığı rol her ne olursa olsun kadın onunla baş etmesini bilmiş, o rolle bütünleşmiştir. Fakat her ne kadar başarılı olursa olsun toplum içinde her zaman kendini ispatlamak zorunda kalmıştır.
Saçı uzun aklı kısa kadın “ŞEYTANDIR” mantığıyla hareket eden bir toplumda kadına karşı var olan ön yargı açıkça görülmektedir. Kadın her seferinde aksini kanıtlamış olsa da toplum zihniyetinde bu düşünüş geçmişten geleceğe halen hüküm sürmektedir. Her şeyden önce şu bilinmelidir ki kadın ne bir “ŞEYTAN” dır, ne bir “EŞYA”dır, ne de “İKİNCİ SINIF BİR VATANDAŞ”tır; kadın İNSANdır. Ne erkek kadından üstündür ne de kadın erkekten bir nebze geridedir. Biri olmadan bir diğeri asla olamaz. Kadın ne bir tabu, ne de namus simgesidir. Namus, cinsiyete bağlı olmaksızın kişilerde olması gereken bir karakter unsurudur. Kadını görmezden gelen, haklarını yok sayan, kadının adı yok zihniyetini benimseyen bir toplum, başarıdan her zaman yoksun olmaya mahkumdur. Kadının adı her zaman vardır, kadının çırpınışı adının altına imzasını atma çabasıdır.
Bu önemli tarihi günde amacımız ve isteğimiz, kadını toplum içinde hak ettiği yere ve haklara kavuşturmak, şiddeti ve ötekileştirmeyi normal karşılayan bir toplum zihniyetinden kurtularak, kadına ve kadın haklarına sahip çıkan bir toplum anlayışının benimsenmesini sağlamaktır.
Arzu YILMAZOĞLU DOĞAN
SİME-SEN Kadınlar Komisyonu Başkanı
Rahime PEKGÜZEL
SİME-SEN Kadınlar Komisyonu Bşk.Yrd.